Melisa Saygı Ebrem
"Benim çalışmalarım bir formun temsili değil,
somutlaşmış bir hâlin ifadesidir."
Her eser, tuvale düşmeden önce derin bir içsel sessizlikte ve berrak bir vizyonda doğar. Ben, henüz kelimelere dönüşmemiş ama form arayışında olan o içsel hareketle çalışırım. Duygunun, biçime doğru yol aldığı o eşikte…
Resim benim için görüneni yeniden üretmek değildir.
Hissedileni yoğunlaştırmaktır.
Bu nedenle işlerimde rölyef, hacim ve çok katmanlı dokular ön plandadır. Yüzeyle kurduğum ilişki yalnızca estetik bir tercih değil; duyguyu temas edilebilir kılma arzusudur. Yüzey yükseldikçe, içsel deneyim görünürleşir. Her katman, yaşanmışlığın ve farkındalığın izini taşır.
Çalışmalarımda sakral bir form dinamiği vardır: yeninin doğuş enerjisi, sınırlardan çıkış, iç dünyadan dışa doğru genişleyen bir hareket…
Renk benim için dekoratif bir unsur değil, enerjinin kendisidir. Her ton, kendi gerilimini, derinliğini ve titreşimini taşır. Hikâye ve hâl, aynı anda var olur.
Işık, yüzeyde gezinir; kabartılara temas eder, derinliğe iner ve saklı olanı açığa çıkarır. Tıpkı insanın iç dünyası gibi… Biçim kazandığında daha anlaşılır hâle gelir.
Benim eserlerim bir mekânı doldurmaz.
Bir mekân yaratır.
Durabilen, hissedebilen ve kendi iç sesini duymaya cesaret edenler için…
Ve her bakışta yeniden keşfedilen bir anlam.